1. Ana Sayfa
  2. İstanbul
  3. Aşiyan Müzesi
Trendlerdeki Yazı

Aşiyan Müzesi

Tevfik Fikretin evi olarak kullanılan ve projesini kendi çizdiği bu yapının yapımına 1905 senesinde başlanmış 1906’da oturmaya hazır hale gelmiştir.

İstanbul Aşiyan Müzesi gez2013 (3)
Önerilen Yerler

Sveti Stefan (Demir) Kilise

Detaylı Anlatımlar

Tevfik Fikretin evi olarak kullanılan ve projesini kendi çizdiği bu yapının yapımına 1905 senesinde başlanmış 1906’da oturmaya hazır hale gelmiştir. 1915 yılında Tevfik Fikretin vefatının ardından eşi Nazime Hanım tarafından bir süre daha kullanılmıştır.

Daha sonraları eşinin maddi zorluklarından dolayı evinin odalarını Robert Kolejinde okuyan bazı öğrencilere kiraya verip onların yemeklerini çamaşırlarını yıkayarak geçimini sürdürmüştür. Bir süre sonra geçimini kiralayarak geçiremediğinden dolayı evini ve arsasını Robert Kolejine satmayı düşünerek anlaşmaya varmış.

O zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücelin devreye girmesi sonucunda İstanbul Valiliği nin İstanbul Belediyesinin görüşmesi sonucunda o zamanın belediye başkanı Lütfi Kırdar robert kolejine satılacak bedelin 2,5 katını vererek 1940 yılında istanbul Buyuksehir Belediyesi bünyesine almıştır ve Türkiyede 1945 yılında ilk olarak Edebiyat-ı Cedide Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

1961 yılında Aşiyan Müzesi adını alan eski adıyla Edebiyat-ı Cedide Müzesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı faaliyet gösteren müzelerimizden olup, edebiyatseverler tarafından gezilip görülmesi elzem mekânlar arasındadır.

Aşiyan müzesinde çok dilli Sesli Rehber hizmeti verilmektedir.

Müze binası 2010-2012 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından aslına uygun olarak esaslı bir çalışma ile restore edilerek yeniden halkın ziyaretine açılmıştır.

Müzede fotoğraf kamera çekimi yasak olup özel izin ile çekimler yapılmaktadır. Yapılan çekimlerin bazıları izin alınmadan çekim yapıldığı iletilmiştir.

Detaylı Tarihçe


Büyük Türk şairi Tevfik Fikret’in 1906-1915 yılları arasında yaşadığı ev olan Aşiyan; 1940 yılında eşi Nazime Hanım’dan İstanbul Belediyesi tarafından satın alınmıştır. Edebiyat-ı Cedide Müzesi adı ile 1945 yılında Türkiye’deki ilk edebiyat müzesi olarak ziyarete açılmıştır.
Şairin daha önceleri Eyüp Mezarlığı’nda bulunannaaşı, 1961 yılında doğal görünümü ile çok beğendiği bu bahçeye nakledilmiş ve bu tarihten sonra müze “Aşiyan Müzesi” adını almıştır.

Tevfik Fikret, evinin projelerini kendisi çizmiş, Farsça “yuva” anlamına gelen “aşiyan” kelimesini de buraya isim olarak vermiştir.
Bugün; Aşiyan, Fikret’in sağlığındaki gibi tanzim ve teşhir edilmiştir. Yapının giriş katında yer alan salon, Fikret’in misafirlerini karşıladığı yerdir. Salonun kubbeli tavanı ve kalem işi süslemeleri ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Son Halife Abdülmecit Efendi’nin Tevfik Fikret’in “Sis” şiirinden etkilenerek yaptığı ve şaire hediye ettiği “Sis” tablosu Fikret’in sağlığındaki yerinde sergilenmektedir. Bu kısımda ayrıca şairin balmumu heykeli yer alır. Yine burada, sedefli sedir ve bu sedirin yanında şairin çok sevdiği babasının hatıralarına ayırdığı şömineli kısım görülebilir.

Salonun yanında yer alan küçük oda Fikret’in dinlenme odası olarak kullandığı yerdir. Bu kısımda Fikret’in kurucusu olduğu Edebiyat-ı Cedide akımının temsilcilerinin fotoğrafları ve Recaizade Mahmut Ekrem’in Abdülmecit Efendi tarafından yapılmış yağlıboya portresi sergilenmektedir.

Şair-i Âzam Abdülhak Hâmit Tarhan’ın ölümünün sonra (1937) son eşi Lüsyen Hanım tarafından Tarhan’ın eşyaları İstanbul Belediyesi’ne bağışlanmıştır. Aşiyan’ın bir edebiyat müzesine dönüştürülmesi sırasında kurulan müze komisyonu kararı ile Tarhan’a ait eşyalar müzemiz koleksiyonuna katılmıştır. Aşiyan’ın kuzey kanadında kalan ilk odada Tarhan’ın; çalışma masası, son halife Abdülmecit tarafından yapılmış yağlıboya tablosu ve eşlerinin fotoğrafları yer alır. İkinci odada ise Tarhan’ın aile büyüklerinin tabloları ve aldığı nisanlar sergilenmektedir.
Aşiyan’ın birinci katında Tevfik Fikret’in çalışma odası ve yatak odası yer alır. Çalışma odasında şairin tasarımı olan çalışma masası, yaptığı tablolar, kütüphanesi ve Robert Kolej’e bağlanan köprüye açılan kapı görülebilir.

Yatak odası; şairin 19 Ağustos 1915’te henüz 48 yaşında hayata gözlerini yumduğu yerdir. Bu kısımda dikkat çeken eserlerden biri Tevfik Fikret’in yüz maskıdır. Ölüm maskı geleneğinin Türkeye’deki ilk örneği olan çalışma için büyük şairin yüz kalıbı ilk kadın ressamımız Mihri Müşfik tarafından Fikret’in ölümünden hemen sonra şairin yüzünden alınmıştır. Doyumsuz Boğaz manzarası ile yatak odası görenleri büyülemektedir.

Müzenin bordum katında; yemek odası, mutfak ve çamaşır odası yer alır. Yemek odasında Fikret ailesinin kullandığı yemek takımları Boğaz’a bakan masası üzerindedir. Duvarlarda asılı bulunan matürmortlar Tevfik Fikret’e aittir.

Yemek odasının karşısında bulunan küçük oda Şair Nigâr bölümüdür. 1959 yılında yakınları tarafından Aşiyan Müzesi’ne bağışlanan Şair Nigâr eşyaları, kitapları ve bazı fotoğrafları bu kısımda sergilenmektedir.

Müze Pazartesi günleri hariç hergün 09,00-16,00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Adres: Aşiyan Yokuşu 34342 , Aşiyan Yolu, No: 15 Bebek mahallesi, Beşiktaş/İstanbul
Tel: 0212 263 69 86 e-mail: asiyanmuzesi@ibb.gov.tr

Tevfik Fikret Kimdir ?


Tevfik Fikret, 24 Aralık 1867’de İstanbul’da doğan Tevfik Fikret’in asıl adı Mehmet Tevfik’tir. Çocuk yaşta annesinin ölümü, onu hayatı boyunca etkiledi. Ortaöğrenimini önce Mahmudiye Rüştiyesi’nde, sonra da Galatasaray Sultanisinde yaptı. Burada Recaizade Ekrem’in öğrencisi oldu. Duygulu kişiliği onu genç yaşlarda şiire yöneltti. 1888’de Galatasaray’ı bitirdikten sonra Hariciye Nezareti İstişare Odası’nda (Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi), kâtip olarak göreve başladı. Yeterince çalışmadan para aldığı gerekçesiyle buradan ayrıldı.

Onun bu dürüst tutumu yaşamı boyunca çeşitli zamanlarda ortaya çıkacaktı. Daha sonra kısa bir süre sonra çeşitli memurluklarda bulundu. Ek iş olarak Ticaret Mekteb-i Alisi’nde hat ve Fransızca öğretmenliği yaptı. 1891’de Mirsad dergisinin açtığı şiir yarışmasında birinciliği kazanınca, edebiyat çevrelerinin dikkatini üstüne çekti. 1892’de Galatasaray Sultanisi’nin ilk bölümüne Türkçe öğretmeni atandı. 1894’te Hüseyin Kâzım Kadri (1870-1934) ve Ali Ekrem Bolayır’la (1867-1937) birlikte Malûmat dergisini çıkartmaya başladı.

1895’te hükümetin bütçede kısıntı yapma gerekçesiyle memur maaşlarının yüzde onunu kesmesine tepki olarak Galatasaray’daki görevinden istifa etti ve inzivaya çekildi.
Kısa bir süre sonra Trabzon Valisi olacak dayısı Mustafa Bey’in 15 yaşındaki kızı Nazime Hanım ile 1890 yılında evlendi, dayısının evine yerleşti. Şiir konusunda bir süredir suskun olan Fikret, İsmail Safa’nın yönettiği Mirsad dergisinde “Bahar” şiirini yayımlayarak suskunluğu bozdu; aynı yıl Mirsad’da 18 şiiri daha yayımlandı. Derginin açtığı iki yarışmada birer birincilik alarak ününü arttırdı.

1895’te Recaizade Ekrem, Fikret’i bir bilim dergisi olan Servet-i Fünun’un sahibi Ahmet İhsan ile tanıştırdı ve onları dergiyi bir edebiyat dergisi haline getirmeye ikna etti. Dergi, Tevfik Fikret yönetiminde çıkmaya başladığı 256. sayıdan itibaren bir edebiyat dergisi haline geldi. Şair, 1895 yılının Haziran ayında oğlu Haluk’un doğumuyla baba oldu. O sıralarda sanat yaşamının en verimli devresini yaşamaktaydı. Şiirlerini “Mehmed Tevfik” yerine “Tevfik Fikret” olarak yayımlamaya başlamıştı.

Yönettiği derginin etrafında yenilikçi bir grup aydın toplanmıştı ve dergi, bu sanat topluluğuna ismini verdi. Sanatta hem içerik hem biçimde atılım yapmayı ilke edinen, ağdalı dilleri ve karamsarlığı ile tanınan topluluğun hareketine ise Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) denildi. Bu ekolde Fikret’in yanı sıra Halit Ziya, Cenap Şahabettin, İsmail Safa, Mehmet Rauf, Samipaşazade Sezai, Hüseyin Cahit, Ahmet Şuayip, Hüseyin Siyret gibi adlar bulunuyordu.Kurulan bu topluluk, siyasal eylemlerden uzak görünüyordu. Zamanla Fikret’in şiirlerindeki toplumsal boyut arttı, ulusalcılık ön plana çıktı.

1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’nda Türkler’in büyük bir zafer kazanmasından etkilenerek kahramanlık ve zafer şiirleri yazdı. “Yenişehir Gazilerine” isimli şiirinde dünyaya meydan okudu. Tevfik Fikret, 1896 yılı sonlarında Robert Kolej’de Türkçe dersleri vermeye başlamıştı, bu görevi ölümüne dek sürdürdü. Okul dışında kalan tüm zamanını dergiye veriyordu. O günlerde dostu İsmail Safa’nın evinde okuduğu Abdülhamit karşıtı bir şiiri, gözaltına alınmasına yol açtı. Evi arandı, söz konusu şiir bulunamayınca birkaç gün sonra serbest kaldı.

Çok geçmeden, Robert Kolej’de bir çaya karısıyla birlikte gitmesi bahane edilerek gözaltına alındı. Bu olaylar, Fikret’te inziva düşüncesini derinleştirmişti; dostları Hüseyin Cahit, Mehmet Rauf, Hüseyin Kazım, Dr. Esat da düşüncelerine katıldı; birlikte Yeni Zelanda’ya gitmeyi; bu gerçekleşmeyince Hüseyin Kazım’ın Manisa’daki çiftliğine yerleşmeyi düşündüler ancak Tevfik Fikret vazgeçince arkadaşları da vazgeçti. 1900 yılında ilgiyle karşılanan ilk kitabı “Rubab-ı Şikeste (Kırık Saz)”‘ı yayımlayan Tevfik Fikret, Ahmet İhsan ile dergi yönetiminde uyuşamadığı için ertesi yıl topluluktan ayrıldı.

Artık sadece Robert Kolej’de öğretmenlikle meşguldü. Ricası üzerine Servet-i Fünun’un yönetimini Hüseyin Cahit üstlenmişti. Birkaç ay sonra Servet-i Fünun, Hüseyin Cahit’in Fransız İhtilali üzerine bir çevirisi yüzünden kapatıldı ve grup tamamen dağıldı. Şair, 1912’de, Trablusgarp Savaşı nedeniyle Meclisin feshedilmesine karşı öfkesini “Doksanbeşe Doğru” adlı şiirinde ifade etti. Bu şiiri, Nüzhet Sabit’in çıkardığı “Vazife Dergisi”‘nde yayımlandı.

Şiirinde, meclisin kapatılmasını, 36 yıl önce (hicri 1295 yılında) II. Abdülhamit’in meclisi kapatmasına benzetiyordu. Yalnızca padişahı değil, İttihat ve Terakki’yi de son derece sert biçimde eleştirmekte idi. Eleştirilerine, devrin yolsuzluklarını dile getiren “Han-ı Yağma”, yanlış bir kararla I. Dünya Savaşı’na girilmesini yeren “Sancak Şerif Huzurunda” şiirleriyle devam etti. Fikret’in şiirleri devrin yöneticilerini kızdırmış ve şairin muhafazakar çevrelerden ağır eleştirilere uğramasına sebep olmuştu. Bu olumsuz tepkiler şairde büyük bir moral çöküntüsüne sebep oldu ve sağlığı bozuldu.

Mehmet Akif’in kendisine Süleymaniye Kürsüsünde yönelttiği suçlamalara 1914’te kaleme aldığı “Tarihi Kadim’e Zeyl” adlı ünlü şiiriyle yanıt verdi. Modern bir okul açmak, yeni bir edebiyat dergisi çıkarmak gibi projeleri vardı ama bozulan sağlığı nedeniyle bunları gerçekleştiremedi; Son yıllarında çocuk şiirleri yazmakla meşgul oldu. Yalın bir dille ve hece ölçüsüyle yazdığı bu şiirleri 1914’te yayımlanan “Şermin” adlı kitapta topladı. Kitaba, genç yaşta ölen kız kardeşi Sıdıka’nın kızı ve eğitimci Mustafa Satı Bey’in kurduğu Yuva adlı okulun öğrencileri ilham vermişti. Geçirdiği bir ameliyat sonrasında 19 Ağustos 1915’te Aşiyan’da hayatını kaybetti.

Tevfik Fikret, kayınpederi Mustafa Efendi’ye Aşiyan’daki evinin bahçesine gömülmeyi vasiyet etmiş olmasına rağmen Aşiyan’ın sonradan kimin eline geçeceği konusundaki şüphe ve endişeler nedeniyle Eyüp’teki aile mezarlığına gömüldü. Mezarı, 1945’te müze yapılan evine 24 Aralık 1961’de geçirildi.

Önerilen Yerler

Şerefiye Sarnıcı


Galeriler

kgGAzy.jpg

Galeri Sayfasına Ulaşmak İçin Tıklayınız

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Türkiyenin En Kapsamlı Gezi Sitesi Hepgezelim.com Hoşgeldiniz. Sitemiz Türkiyede Bulunan Gezilecek Yerler, Yiyecek İçecek, Oteller ve Gezi Rotalarının Detaylı Anlatımı Siz Değerli Ziyaretcilerimizin İncelemesi İçin Hepgezelim Ekibi Tarafından Paylaşılmıştır ve Paylaşılmaya Devam Edilecektir.

Yorum Yap

Yorumlar (6)

  1. Avatar

    Kış ayında müzeye çıkmak çok sıkıntılı